| English | Türkçe | | bottle | f. şişeye koymak, şişelere doldurmak. bottle up şişelere doldurup saklamak; susturmak.... |
| | footpoundal | (i). 1/32 ayakl-ibre.... |
| | decare | (i). dekar.... |
| | extra | önek dışarı, hariç; extra-legal kanun dışında kalan.... |
| | unavailing | s. boşuna, nafile; başarısız; tesirsiz, faydasız.... |
| | cradle | (f). ihtimamla muhafaza etmek, korumak, sakınmak; beşiğe yatırmak; parmaklıklı tırpanla ot biçmek.... |
| | span | i., f. (-ned, -ning) karış; an, kısa süre; süre; kemer veya köprünün ayakları arasındaki açıklık; f. karışlamak, karış... |
| | testis | (i.) (çoğ. testes) anat. erbezi, testis, husye, taşak, haya.... |
| | crosscheck | (f). sağlamasını yapmak.... |
| | strongman | diktatör diktatör gibi adam adaleli adam |
|
|