 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | slush | i. sulu çamur; yarı erimiş kar; den. yağlı yemek artıkları; makina yağlamasında kullanılan yağlı karışım; beyaz kurşun... |
| | feud | (i)., (f). kan davası; kavga; (f). ihtilâflı olmak, kavga etmek. feud with kavgalı olmak, husumet beslemek.... |
| | register | (f.) kaydetmek, deftere geçirmek, tescil etmek; göstermek (hareket derecesi); basılmış sayfaları veya renkleri birbiri... |
| | sonic | s. sesle ilgili; hızı sese yaklaşan. sonic barrier ses duvarı. sonic boom ses duvarını aşan bir uçağın sebep olduğu pa... |
| | perversion | i. sapıklık, cinsel sapıklık; ifsat etme, ayartma; dalâlet; ters anlam verme.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | moment | An infinitesimal change in a varying quantity; an increment or decrement.... |
| | bilyeli yatak | ball bearing.... |
| | kristal cam | plate glass.... |
| | tüm | all. entire. entirety. overall. total. the whole of. whole. absolute.... |
| | mahya | the ridge of a roof. ridge file.... |
|
|
|
 |
|
 |
|