 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | shea | (i.) Batı Afrika'da yetişen ve tohumundan yağ çıkarılan bir ağaç. shea butter bu ağacın tohumundan çıkarılan yağ.... |
| | whereupon | z., (bağlaç) bunun üzerine, ve bundan dolayı, üstünde.... |
| | caulk | (f). kalafat etmek, pencere veya kapı kenarlarını tıkamak; buz mıhı çakmak, kaymayı önleyici çivi çakmak. caulk'er (i).... |
| | arise | (f). kalkmak, yerinden kalkmak, doğrulmak; zuhur etmek; ortaya çıkmak, doğmak.... |
| | votary | i. kendini bir şeye adamış kimse. votaress i. bir şeye kendini adamış kadın.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yasaklamak | to forbid. to prohibit. to ban. to interdict.... |
| | uçuk | crackpot. ethereal. blain. vesicle. herpes. cold sore. faded. pale.... |
| | tuhaflaşmak | to get odd. to become queer.... |
| | fan | To winnow; to separate chaff from, and drive it away by a current of air; as, to fan wheat.... |
| | bugün | today.... |
|
|
|
 |
|
 |
|