 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | tart | i. turta; (argo) fahişe, sokak kadını.... |
| | lobate,lobated | s., bot., zool. yuvarlak kısımları olan, loplu; kenarları sarkık.... |
| | interdependence | (i.) karşılıklı dayanışma. interdependent (s.) bir birine bağlı olan. interdependently (z.) birbirine dayanarak.... |
| | flay | (f). derisini yüzmek, soymak; fena halde azarlamak, haşlamak; zorla veya hile yaparak parasını almak.... |
| | presage | i., f. geleceği bildiren belirti; önsezi; f. olacağı önceden söylemek veya göstermek; kehanet etmek.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | Nijeryalı | nigerian.... |
| | Hollandalı | dutchman. dutch. dutchwoman.... |
| | mutlaka | without fail. by all means. surely. that's for certain. at any rate. anyhow. needs.... |
| | üste | in addition.... |
| | yakınma | complaining. beefs. jeremiad.... |
|
|
|
 |
|
 |
|