 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | chorister | (i). koro üyesi; kilise korosunda şarkı söyleyen erkek çocuk; koro şefi.... |
| | deadly | (s). öldürücü; zehirli; ölüm derecesinde; ölüm gibi. deadly enemy can düşmanı. deadly nightshade güzelavratotu, (bot).... |
| | lute | i., f. borunun ek yerlerini yapıştırmak için kullanılan ince toz haline getirilmiş bir kil bileşimi; f. böyle bir bile... |
| | bridal | s., i. gelin veya düğüne ait; i. düğün. bridal chamber zifaf odası, gerdek. bridal wreath bof Spiraea cinsinden küçük be... |
| | nerveless | s. zayıf, cansız, güçsüz, dermansız; zayıf, tesirsiz (söz); sinirsiz, serinkanlı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ar | shame. bashfulness. shyness. modesty.... |
| | ayıplama | to be equally to blame. condemnation. reflection. reproach.... |
| | parola | password. catch phrase. catchword. word in code. countersign. key word. motto. parole. rallying cry. watchword. identifi... |
| | vergisiz | untaxed. tax-free.... |
| | yetişme | growing. growth. overtaking. reach.... |
|
|
|
 |
|
 |
|