| English | Türkçe | | understanding | i., s. anlayış, kavrayış; kafa, zekâ; fikir; söz kesme; anlaşma; anlaşmazlığın halledilmesi; s. akıllı, anlayışlı. und... |
| | pyromagnetic | s., fiz. sıcaklık ve mıknatısın birleşik tesirinden meydana gelen veya bu tesire ait.... |
| | tinker | i., f. seyyar tenekeci veya lehimci; tamirci; tamircilik; bir seşit uskumru; f. teneke kapları tamir etmek; kabaca tam... |
| | stuff | i., f. madde; asıl, esas; k.dili. eşya, ev eşyası; boş laf, saçma; kumaş; ilâç; k.dili. şey, zımbırtı, zırıltı; (argo)... |
| | intellection | i. anlama, anlayış, idrak.... |
| | kin | (sonek) ufak, küçuk (kuçültme eki,-cik).... |
| | avert | (f). başka tarafa çevirmek, yön değiştirtmek; önlemek, menetmek, defetmek, bırakmamak.... |
| | rigmarole | i. saçma konuşma; kırtasiyecilik.... |
| | presbytery | i. kilisede yalnız papazların girebildiği perdeli veya kapalı kısım; Presbiteryen kiliselerinde yö- netim kurulu.... |
| | discredit | itibardan düşürmek kötülemek şüpheye düşürmek güvenini sarsmak inanmamak kulak asmamak itimat etmemek |
|
|