| English | Türkçe |
| flower | (i)., (f). çiçek; çiçek açan bitki; süs, süsleme, tezyinat; seçkin veya güzide şey, olgunlaşmış veya kemale ermiş şey;... |
|
| crumble | (f). harap olmak, çökmek; parçalanmak; ufalamak, ufalanmak. crumbly (s). kolaylıkla ufalanan.... |
|
| spherometer | i., fiz. sferometre, küresel düzeylerin kıvrıntılarını ölçmeye mahsus alet.... |
|
| pasteurize | f. pastörize etmek. pasteurizer i. pastörize makinası.... |
|
| selves | bak. self.... |
|
| tweedle | f., i. gelişigüzel şarkı söylemek veya ıslık çalmak; çalmak (çalgı); i. kemanınkini andıran ses. tweedledum and tweedl... |
|
| riposte | i., f. karşılık, hamle; çabuk ve zekice verilen cevap; f. çabuk karşı hamle yapmak; çabuk ve zekice cevap vermek.... |
|
| infanta | i. Portekiz veya İspanya prensesi.... |
|
| fibroma | (i)., (tıb). lifli tümör.... |
|
| procurer | tedarik eden kimse muhabbet tellâlı pezevenk procuress pezevenk kadın |
|