 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | trek | f. (-ked, -king) i. yük arabası çekmek; Güney Afrika'da öküz arabası ile göç etmek, hicret etmek; güçlükle gitmek; i.... |
| | frijol | (i). Meksika'da çok beğenilen bir cins kuru fasulye.... |
| | sunken | s. su içine gömülmüş; bir yüzey altında olan; etrafından daha alçak seviyede olan; çökmüş.... |
| | hydraulic | s., i. su kuvvetiyle işleyen, hidrolik; su altında sertleşen; i. hidrolik. hydraulic brake hidrolik fren. hydraulic ceme... |
| | apportion | (f). eşit olarak bölmek, paylaştırmak, taksim etmek. apportionment (i). pay; paylaştırma, bölme, taksim, hisselere ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | sıkıntılı | troubled. distressed. worried. depressed. bored. distressing. boring.... |
| | tabya | protected emplacement. bastion. citadel. fort.... |
| | pasta | All macaroni products Any form of spaghetti or noodles.... |
| | alışkan | used. accustomed.... |
| | safir | sapphire. sapphire.... |
|
|
|
 |
|
 |
|