 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | carriage | (i). binek arabası; (ing). vagon; top arabası; bir makinanın diğer kısımları taşıyan parçası; tavır, duruş; nakliye, taş... |
| | definitude | (i). kesinlik.... |
| | counterpoise | (i)., (f). mukabil ağırlık; denge; (f). mukabil ağırlık veya kuvvet ile muvazene husule getirmek , denkleştirmek.... |
| | slick | s., i., z., f. düz, parlak ve kaygan; yüze gülen; k.dili. kurnaz; hilekâr; yağlı (saç); gürbüz, sıhhatli; (argo) hoş; ... |
| | warden | i. bekçi, muhafız; A.B.D. hapishane müdürü; İng. kolej müdürü; kilise bina veya emlakini muhafaza eden memur.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | arslan | aslan.... |
| | yazılış | spelling.... |
| | öğretmek | teach. instruct. show. enlighten. indoctrinate. initiate. introduce. profess. school.... |
| | radar | Acronym for RAdio Detection And Ranging An electronic instrument used to detect distant objects and measure their range ... |
| | beraber | together. equal. level.... |
|
|
|
 |
|
 |
|