 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | discrepancy | (i). ayrılık, zıtlık, ihtilaf, başkalık. discrepant (s). farklı, zıt, muhalif.... |
| | cursorial | (s)., (zool). koşmaya uygun yapıda.... |
| | parley | i., f. toplantı, tartışma, münakaşa, mükâleme; f. ateşkes devresinde düşman ile barış görüşmeleri yapmak; özellikle düş... |
| | upward | s. yukarıya doğru giden; yukarıya dönük.... |
| | litigious | s. davadan hoşlanır: kavgacı; davaya ait; davalı, çekişmeli, kavgalı. litigiously z. kavga edercesine.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | renklendirmek | colour. salt. tinge. to enliven. to colour. to color. to give colour to. to liven up. to jazz sth up.... |
| | eşlemek | map. to pair. to match. to synchronize. mate.... |
| | haset | envy. jealousy. jealously.... |
| | istikbal | future. future gelecek.... |
| | ask | The price at which someone who owns a security offers to sell it; also known as the asked price.... |
|
|
|
 |
|
 |
|