 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | horizon | i. ufuk, çevren; mec. fikir ufukları; astr. ufuk dairesi. apparent horizon görünen çevren.... |
| | inimitable | s. taklit edilemez, yansılanamaz, aynı yapılamaz, benzetilemez; eşsiz, misli bulunmaz. inimitabil'ity i. taklit edilem... |
| | trompel'oeil | Fr., güz. san. göz aldatıcı olduğu kadar hakikate uyan yağlı boya resim.... |
| | clergy | (i). ruhban sınıfı, rahipler zümresi; Hıristiyan din adamları sınıfı. benefit of clergay papazlann dokunulmazlığı.... |
| | threedecker | i., den. üç güvertesinde topu olan zırhlı gemi; üç katlı bina; üç katlı sandviç.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | vurmak | bang. beat. bruise. bust. catapult. catch. clap. clip. clout. dash. deal. gun. hit. impinge. inflict. kayo. knock. land.... |
| | hasret | nostalgia. yearning. longing.... |
| | ham | meat cut from the thigh of a hog. son of Noah. a licensed amateur radio operator. an unskilled actor who overacts. exagg... |
| | güzide | eminent.... |
| | vidala | calfskin. calf's / calf leather. box calf.... |
|
|
|
 |
|
 |
|