 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | ascertain | (f). doğrusunu anlamak, tahkik etmek, araştırmak, soruşturmak. ascertainable (s). soruşturulabilir, tahkik edilebilir ... |
| | landlubber | (i.), (den.) deniz ve gemiler hakkında bir şey bilmeyen kara sakini.... |
| | fencing | (i). eskrim; kaçamaklı cevap verme; çit veya parmaklık malzemesi; bir araziyi çevreleyen çit.... |
| | saturn | i., Rom. mit. Saturn, ziraat tanrısı; astr. Zühal, Saturn. Satur'nian s. bu tanrıya veya gezegene ait.... |
| | fimbriated | (s)., (zool). saçaklı, püsküllü.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | iyileştirme | amelioration. reclamation. to curing. correcting. improving.... |
| | safsata | fallacious. sophistry. sophism. nonsense. casuistry. fallacy. flubdub. jesuitry. quiddity.... |
| | feminist | feminist.... |
| | sözünün eri | a man of his word. true blue.... |
| | meşale | torch. flambeau. cresset. link.... |
|
|
|
 |
|
 |
|