 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | buoy | i., f., den. şamandıra; cankurtaran simidi veya yeleği; f. suyun yüzünde tutmak, yüzdürmek, şamandıra ile işaret koyma... |
| | socialism | i. sosyalizm, toplumculuk.... |
| | signal | i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) işaret; belirten herhangi bir şey; işaretle verilen emir; parola; saik: f. işaret ... |
| | retrospective | s. geçmişi hatırlayan; geçmişi ele alan; geriye dönük; huk. önceyi kapsayan, makabline şamil. retrospectively z. geçmiş... |
| | millenarian | s., i. bininci, bin yıla ait; kıyametten evvel barış ve selâmetin hüküm süreceği farzolunan bin yıllık devreye ait; i... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | platform | A platform is particular computer configuration It includes the operating system and other specific components Example p... |
| | kopuk | broken off. torn. disconnected. disjointed. penniless. off.... |
| | mineral | A naturally-occuring chemical compound or element.... |
| | mekanik | mechanical. mechanics. machinal. push button.... |
| | şefkatli | kind. tender. caring. charitable. clement. compassionate. kind hearted. kindly. philantropic.... |
|
|
|
 |
|
 |
|