| English | Türkçe |
| ive | sonek meyli olan; gibi: inductive.... |
|
| unquiet | s. rahatsız, huzursuz; huzursuzluk yaratan.... |
|
| channel | (f). kanala dökmek, mecraya sevketmek; kanal açmak, oymak.... |
|
| lading | (i.) yükleme. bill of lading konşimento.... |
|
| outspoken | s. sözünü sakınmaz, doğru sözlü, samimi.... |
|
| subcaliber | s. topun çapından daha küçük (mermi).... |
|
| zedoary. | kafur kokulu ve zencefil cinsinden uyuşukluğu giderici bir kök, cedvar, bot. Curcuma zedoaria.... |
|
| praetor | i. eski Roma'da hakim.... |
|
| anosmia | (i)., (tıb). koku almazlık, koku duyusu eksikliği, anozmi.... |
|
| root | kökleştirmek tutturmak kökleşmek tutmak root for dili desteklemek root out root up kökünden sökmek |
|