 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | underestimate | f., i. değerinin altında paha biçmek; i. değerinin altında paha biçme.... |
| | well | (ünlem) Pekâlâ! Ya! Hayret! Olur şey değil! Sahi ! Eh ! Haydi. I Well, to be sure... Eh olabilir. Well, well ! Vah va... |
| | overpass | i., f. üst geçit; üstten geçen yol; f. üstünden geçmek; geçmek, üstesinden gelmek; görmezlikten gelmek.... |
| | sentiment | (i.) his, duygu, seziş; his inceliği, aşırı hassasiyet; (gen.) (çoğ.) fikir, düşünce; mütalaa.... |
| | jud | kıs. Judes.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | Kamerun | Cameroon.... |
| | iriyarı | burly. powerfully built. strapping. beefy. hefty. husky. spanking.... |
| | tesellisiz | inconsolable. disconsoled.... |
| | donanma | fleet. navy. armada. maritime power.... |
| | türedi | upstart. parvenue. new man.... |
|
|
|
 |
|
 |
|