 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | groundless | (s.) esassız, asılsız, temelsiz groundlessly (z.) asılsız ve temelsiz olarak .... |
| | mealy | s. un gibi, unlu; beyaz benekli (at); solgun, renksiz (yüz). mealiness i. unluluk.... |
| | strophe | i. eski Yunan'da koro üyelerinin sağdan sola doğru hareket ederken okudukları şiir parçası; şiir kıtası, bent; beyit.... |
| | planter | i. ekici, ziraatçı; tohum serpme makinası; büyük çiftlik sahibi; sömürge kurucusu .... |
| | wild | s., i. yabani, yabanıl, vahşi; çılgın, deli gibi; arsız, terbiyesiz; hoyrat; zırzop; savruk; dönek, güvenilmez; hiddet... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | alma | appropriation. buy. getting. receiving. reception. take. taking.... |
| | mucit | inventor. inventress. deviser. forger. originator.... |
| | ifa | Independent Financial Adviser.... |
| | tutkulu | ambitious. desirous. fervent. passionate.... |
| | yemeklik | suitable for use in cooking.... |
|
|
|
 |
|
 |
|