 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | laicize | (f.) layik kılmak, dinle alâkasını kesmek.... |
| | sag | f. (-ged, -ging) i. eğilmek, bükülmek, çökmek, bel vermek; sarkmak; yavaş yavaş düşmek (kıymet); den. rüzgâr altına sü... |
| | vernal | s. ilkbahara ait, ilkbaharda olan; gençliğe ait. vernal equinox ilkbahar noktası (21 Mart). vernal grass otlar arasınd... |
| | genus | (çoğ. genera) i., biyol. birkaç türden meydana gelen cins; nevi, kısım, takım.... |
| | burn | f. yanmak, yanıyor gibi olmak, alev alev olmak; ışık saçmak; parıldamak; tutuşmak; yakmak, tutuşturmak; kavurmak; pişir... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | dun | One who duns; a dunner.... |
| | tafra | pomposity. talking big.... |
| | harfi harfine | literally. verbatim. exactly. word for word.... |
| | ayrılık | parting. separation. dissimilarity. difference. standoff. clash. disagreement. dissentient. divorce. faction. gap.... |
| | alize | trade winds.... |
|
|
|
 |
|
 |
|