 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | parted | s. ayrılmış; bot. hemen hemen dibine kadar ayrılmış (yaprak) (eski) ölmüş.... |
| | pious | s. Allaha saygı gösteren; dindar, takva ehli; dindarlık perdesi altında yapılmış. piously z. takva ile, dindarca piousn... |
| | egocentric | (s). kendini merkez olarak alan, başka kişileri veya şeyleri kendi durumuna göre düşünen; (fels). kişinin algıladığı ş... |
| | verrucose | s. siğilli; siğil gibi; nasırlı.... |
| | interlace | (f.) ağ gibi örmek, şebeke haline koymak; karıştırmak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kazanma | acquisition. earning. winning. gaining. in.... |
| | fert | person. individual. member. individual birey.... |
| | duru | limpid. clear. limpid berrak.... |
| | baktırmak | to have sb look at sth. take care of sb.... |
| | salpa | minute floating marine tunicate having a transparent body with an opening at each end.... |
|
|
|
 |
|
 |
|