 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | caravansary, caravanserai | (i). kervansaray, büyük yolcu hanı veya otel.... |
| | horseback | i., z. at sırtı; z. at sırtında, ata binerek. on horseback ata binmiş, at üstünde, beygirle.... |
| | cain | (i). Kabil, Adem ile Havva'nın kardeş katili olan ilk oğulları; katil. raise Cain ABD, argo karışıklık çıkarmak.... |
| | food | (i). yemek, yiyecek; gıda, besin; iaşe; (for animals) yem. food card yemek karnesi. food control yiyecek maddelerinin ... |
| | leery | s., k.dili kuşkulu; açıkgöz; kurnaz; çok bilmiş.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | şapka | hat. head gear. headgear. lid.... |
| | kesik | cut through. cutt off. truncated. curdled. sour. interrupted. incision.... |
| | yeni ay | new moon.... |
| | sure | Fit or worthy to be depended on; certain not to fail or disappoint expectation; unfailing; strong; permanent; enduring.... |
| | trap | It consists of a pivoted arm on one end of which is placed the ball to be thrown into the air by striking the other end.... |
|
|
|
 |
|
 |
|