 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | crisis | (i). kriz; dönum noktası; ekonomikveya toplumsal buhran; (tıb). kriz, nöbet. cabinet crisis kabine buhranı.... |
| | melt | f., i. eritmek, halletmek; erimek; yumuşatmak; yumuşamak, mülâyimleşmek; yok etmek; yok olmak; kalbini yumuşatmak; i.... |
| | pavement | i. yolu kaplayan suni yüzey veya maddeler, asfalt, beton, taş, çakıl; bu maddelerle döşenmiş yol.... |
| | scramble | f., i. tırmalamak; kapışmak; (çırpılmış yumurtayı) yağda pişirmek; karıştırmak; itişip kakışmak; ask.düşman uçaklannın y... |
| | histamine | (i). histamin.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ast | junior. subaltern. inferior. subordinate. bye. junior. subaltern. subordinate. underling. understrapper. sub-.... |
| | içine doğma | foreboding. intuition. presage.... |
| | toplumsal | social. communal.... |
| | bed | In geology, a smal, distinct rock unit.... |
| | boykotçu | boycotter.... |
|
|
|
 |
|
 |
|