 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | gaunt | s. zayıf, ince, kuru, gıdasızlıktan kurumuş; kasvetli, sıkıcı.... |
| | polyandry | i. birden fazla kocası olma sistemi, çok kocalılık; bot. erciklerin çok ve serbest olması, poliandri. polyandrous i. ç... |
| | moment | i. an, lahza; ehemmiyet, nüfuz, kuvvet; fiz. moment, hareket hâsıl etme kabiliyeti; cevher, unsur. moment of truth ka... |
| | barcarolle | (i)., (müz). Venedik gondolcularının şarkısı; bu tarzda yazılmış parça.... |
| | impassive | s. hissiz, duygusuz; etkilenmez, müteessir olmaz, vurdumduymaz; sakin; cansız, ruhsuz, heyecanse; ağrıduymaz. impassive... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | dun | A mound or small hill.... |
| | bar | Any railing that divides a room, or office, or hall of assembly, in order to reserve a space for those having special pr... |
| | potasyum hidroksit | potassium hydroxide.... |
| | şüphe | doubt. fears. suspicion. uncertainty. if. dubiousness. disbelief. discredit. haze. impeachment. incertitude. misdoubt. m... |
| | şehvet düşkünü | libidinous.... |
|
|
|
 |
|
 |
|