| English | Türkçe | | bridge | i., f. köprü; kaptan köprüsü; anat. burun kemiği; dişçi. köprü; müz. köprü; gözlüğün buruna oturan kısmı; f. köprü yapma... |
| | rapture | (i.) kendinden geçme, vecit hali, vecde dalma; aşırı sevinç. rapturous (s.) vecit halinde, kendinden geçmiş. rapturous... |
| | keratin | i., biyokim. keratin (boynuz, tırnak ve pençenin esas maddesi).... |
| | undutiful | s. mesuliyet hissi olmayan, vazifeşinas olmayan.... |
| | newborn | s. yeni doğmuş.... |
| | infidel | s., i. imansız, mümin olmayan, kafir; i. kâfir kimse.... |
| | feasible | (s). mümkün, yapılabilir, tatbik edilebilir; uygun, münasip, yakışık alır; ihtimal dahilînde, muhtemel, makul. feasiblen... |
| | fife | (i)., (f). asker düdüğü, fifre; (f). düdük çalmak. fifer (i). düdük çalan kimse, düdükçü. fife rail (den). armadura.... |
| | idioplasm | i., biyol. plazmanın uzviyetin mahiyetini tayin eden kısmı.... |
| | nonproductive | mahsul vermeyen verimsiz |
|
|