 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | difference | (i). ayrılık, fark; ayırıcı özellik; ihtilaf, anlaşmazlık, kavga, dava; (mat). fark, çıkarma sonucunda kalan miktar. It... |
| | ascites | (i)., tıb sıskalık, karında istiska, karına su dolması, karında sıvı toplanması.... |
| | unscramble | f., k.dili. karmakarışık halden çıkarmak, düzene sokmak.... |
| | cleft | (i)., (s). çatlak, yarık, ayrık. cleft foot çift tırnaklı ayak. cleft palate yarık damak.... |
| | flash | (f). birden alevlenmek, şimşek gibi çakmak veya parlamak; birden parlamak; birden akla gelmek; cam bir mamule ikinci bi... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | boyasız | unpainted. undyed. uncoloured. unpolished. without make-up.... |
| | kasap | butcher. butcher's shop.... |
| | akıllı | astute. brainy. bright. canny. clever. intellectual. intelligent. politic. reasonable. sagacious. sage. sane. sensible. ... |
| | atamak | appoint. create. designate. name. nominate. post.... |
| | kaka | excrement. dirty. filthy. bratty. turd.... |
|
|
|
 |
|
 |
|