 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | cowlick | (i). bilhassa alnın üstünde diğer saçların aksi yönünde çıkan bir tutam saç.... |
| | achromatic | (s). renksiz; renkleri tabii haliyle gösteren; (müz). perdesi değişmeyen; akromatik.... |
| | carry | (f). taşımak; nakletmek; götürmek; çekmek; sürüklemek; -e hamile olmak; desteğini kazanmak; zaptetmek; satışa arzetmek; ... |
| | octant | (i.), (geom.) bir dairenin sekizde biri; (astr.) bir gökcisminin diğerinden 45 derece uzaklıkta iken bulunduğu yer; okt... |
| | leaning | (i.) temayül, eğilim, meyil, arzu.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | hesapsızlık | lack of planning and forethought.... |
| | kum havuzu | sandbox.... |
| | sıkıştırmak | drive smb. to the wall. push smb. to the wall. press. constrict. compress. tighten. jam. squeeze. force. oppress. stress... |
| | varsayma | postulation.... |
| | tek yönlü | unidirectional.... |
|
|
|
 |
|
 |
|