 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | heron | (i). balıkçıl, (zool). Ardeidae. great white heron akbalıkçıl, (zool). Egretta alba. night heron gece balıkçılı, (zool)... |
| | knothole | (i.) budak yeri, budak deliği.... |
| | freeforall | (i), herkese açık yarış veya karşılaşma; herkesin katıldığı kavga.... |
| | colorline | beyaz ve diğer ırklar arasındaki toplumsal ayrılıklar.... |
| | sympathy | i. karşısındaki ile aynı şeyi hissetme, halden anlama, duygudaşlık, sempati, şefkat; his veya yaratılış uygunluğu; (tı... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | perhiz | abstinence.... |
| | global | Learners who like to have the big picture and plug new information into this picture They want all of the information fi... |
| | pos | Point-of-Service An HMO plan that allows members to 'self-refer' out of the network, subject to higher fees than if care... |
| | vokal | vowel.... |
| | matara | canteen. flask. water bottle.... |
|
|
|
 |
|
 |
|