| English | Türkçe |
| forswear | (f). (swore, sworn) bırakmak için yemin etmek; yeminle inkâr etmek, yeminle reddetmek; bırakmak. forswear oneself yalan... |
|
| linguist | i. birçok dil bilen; dil alimi, dil uzmanı, dilci.... |
|
| crane | (f). vinç ile kaldırmak; turna gibi boynunu uzatmak.... |
|
| skimmer | i. köpük alacak alet kevgir; deniz kıyılarında yaşayan kırlangıç benzeri bir kuş.... |
|
| shellproof | (s.) kurşun işlemez.... |
|
| fund | i, f sermaye, mal, fon; stok; ser vet; ço para: f sermayeye tahvil etmek; eshama çevirmek; sermaye bulmak veya temin ... |
|
| hydrant | i., fire hydrant yangın musluğu.... |
|
| loam | i., f. içinde organik maddeler olan kum ve kil karışımının meydana getirdiği gevşek yapılı toprak; kuvvetli toprak; tu... |
|
| peremptory | s. kati, kesin, müspet, mutlak; inatçı; otoriter, diktatörce, mütehakkim; münakaşa kaldırmaz. peremptory writ huk. ce... |
|
| resist | karşı durmak mukavemet etmek dayanmak tahammül etmek bir yüzeyi paslanma veya çürümeden korumak için sürülen bir madde kumaş boyacılarının kullandığı tutkal gibi ve kimyasal tesire karşı gelen madde |
|