 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | simple | s., i. basit, bileşik olmayan; sade, süssüz; bot. yalın (yaprak); zool. münferit, tek; adi, bayağı; kolay; saf, halis; ... |
| | supply | f., i. sağlamak, tedarik etmek, temin etmek; ihtiyacı karşılamak; tatmin etmek; telafi etmek, yerini doldurmak; bir m... |
| | authoritarian | (s)., (i). serbestlige imkan vermeden yöneten; (i). sıkı idare taraftarı.... |
| | spinning | i., s. eğirme, bükme; s. eğiren. spinning frame eğirme tezgâhı. spinning jenny iplik eğirme makinası, çıkrık makinası... |
| | pack | f. denk etmek; bavula veya sandığa koymak; hazırlamak, toplamak (bavul); taşımak; ambalaj yapmak; sıkı sıkıya doldurmak... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | taraftarlık | advocacy. partiality. adherence. partisanship. discipleship.... |
| | çiğ | raw. uncooked. unbaked. half-baked.... |
| | bone | Two or four pieces of bone held between the fingers and struck together to make a kind of music.... |
| | sprint | A Scalable Classifier for Data Mining Classifcation system that can handle disk-resident data Extension of SLIQ. a quick... |
| | uzun | long. tall. lengthy. extended. prolonged. maxi. far-off. faraway. interminable. prolix. long-. maxi-. macro-.... |
|
|
|
 |
|
 |
|