| English | Türkçe | | transmigrate | f. bir memleketten başka bir memlekete göç etmek, hicret etmek; tenasüh etmek, slçramak, göçmek (ruh).... |
| | commutable | (s). deiştirilebilir; hükümetçe deiştirilmesi veya hafifletilmesi caiz (ceza).... |
| | caul | (i). cenin zarı; yeni doğan çocuğun başı etrafında bulunan ve uğur getirdiğine inanılan zar.... |
| | necessity | i., gen. çoğ. gerekli şey; ihtiyaç, zaruret, gerekseme, lüzum; kaçınılmaz durum. logical necessity mantıki ihtiyaç. of ... |
| | trachyte | i., jeol. trakit.... |
| | giddy | s., f. başı dönmüş, başı dönen; sersemletici, baş döndürücü (yükseklik veya dönme hareketi); hoppa, terelelli; sersem... |
| | gentlefolks | i., çoğ. soylu kişiler, yüksek tabaka.... |
| | vaginectomy | i., tıb. döl yolunun çıkarılması.... |
| | donkey | (i). eşek, merkep; eşek adam, akılsız veya inatçı kimse. donkey engine (mak). donki makinası, küçük yardımcı buhar ma... |
| | fungus | bot mantar veya man tar türünden bitki trb yara etrafında veya deri üzerinde peyda olan mantar veya sün gere benzer /sıs/ birdenbire büyuyen şey |
|
|