 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | circumstance | (i). hal, durum, keyfiyet, şart, vaziyet; vaka, olay; teferruat, ayrıntı. Circumstances aIter the case Olaylar kararlar... |
| | housefly | i. karasinek, zool. Muscadomestica.... |
| | heretic | (i). kabul olunmuş doktrinlere karşı olan kimse; kendi kilisesinin itikatlarına karşı gelen kimse. heret'ical (s). kabu... |
| | passable | s. geçirilebilir, geçer; kabul edilir, geçerli, muteber; fena olmayan; içinden geçilebilir. passably z geçerli olarak.... |
| | gerrymander | f., i. (seçim bölgesini) bir siyasi partinin menfaatine uygun gelecek sekilde ayarlamak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kulampara | pederast. paederast. bugger.... |
| | tutuklama | arrest. arresting. arrestation. apprehension. detention. taking sb into custody pending criminal investigation.... |
| | pest | Any organism that interferes with human health, convenience, comfort, or profit.... |
| | sultan | Title of the Almoravid, Hafsid, and Ottoman overlords of Libya Considered the ultimate secular title for a Muslim ruler.... |
| | yazı kalemi | pen.... |
|
|
|
 |
|
 |
|