 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | formation | (i). şekil verme, düzenleme; tertip; oluş, teşekkül, formasyon; (ask). birlik; (ask). düzen; (jeol). oluşum.... |
| | subjugate | f. boyun eğdirmek, tabi kılmak, itaat ettirmek; zapt etmek, fethetmek; maruz bırakmak. subjuga'tion i. boyun eğdirme.... |
| | freeway | (i). geniş çevre yolu.... |
| | quaker | i. Kuveykır, Kardeş. Quaker meeting Kuveykırlara ait sessiz toplantı; şaka sessiz geçen herhangi bir toplantı. Quakeris... |
| | tattle | f., i. fitlemek, yerip çekiştirmek, gammazlamak; gevezelik etmek, boşboğazlık etmek, sırrı ifşa etmek; i. boşboğazlık, ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | lame | This is a condition in which a horse does not carry weight equally on all four legs, due to disease or injury.... |
| | insanca | humanly. decently. with regard to human life. with regard to human life.... |
| | mikado | mikado. mahjong.... |
| | merkezkaç | centrifugal. centrifugal santrifüj.... |
| | ilişkili | attendant. concerned. related. connected.... |
|
|
|
 |
|
 |
|