 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | language | (i.) dil, lisan; konuşma kabiliyeti; herhangi bir ifade tarzı; bir kabileye veya bir yere mahsus lehçe; kompütör lisan... |
| | infuse | f. aşılamak; telkin etmek, ilham etmek; içine dökmek veya akıtmak; demlendirmek (çay). infusive s. tesir edici; ilham ... |
| | artist | (i). sanatçı, sanatkâr, ressam, heykeltıraş; sahne sanatçısı; argo düzenbaz kimse.... |
| | pest | i. baş belâsı; sıkıcı şey veya kimse; zararlı şey veya kimse; veba, taun. pesthouse i. bulaşıcı hastalıklara ve özelli... |
| | spectral | s. hayalet kabilinden; hayal gücüne dayanan, hayali; fiz. tayfi, ışın dağılımına. ait spectral analysis tayf analizlen... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | platin | platinum. points.... |
| | analog | A mode of transmission in which information is represented by a continuously variable electrical signal.... |
| | körfez | gulf. inlet. cove. arm. bay. bight. firth. indentation.... |
| | fırıncı | baker.... |
| | yıkım | demolition.... |
|
|
|
 |
|
 |
|