 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | spoke | i., f. tekerlek parmağı; seyyar merdiven çubuğu; den. dümen dolabı parmaklığı; yokuş aşağı duran atlı araba tekerleğin... |
| | stack | i., f. büyük yığın; saman veya ot kümesi, tınaz, istif; muntazam yığın; baca; kitap rafları (özellikle büyük kütüphan... |
| | raceme | i., bot. çiçek salkımı, salkım durumu.... |
| | church | (i). kilise; kilise ayini; herhangi bir Hıristiyan mezhebi; cemaat; din adamlığı; dinsel örgüt. church'goer (i). kilis... |
| | aryan | (i)., (s). Ari, Hint-Avrupalı, HintAvrupa dilini konuşan tarih öncesi kavim; (s). bu kavme veya Hint-Avrupa diline ai... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | fütürizm | futurism.... |
| | bunaltıcı | stupefying. suffocating. mind-bending. oppressive. sweltering. sweltry. close. muggy. stuffy. depressive.... |
| | takırtı | clatter. rattle. bang. clack.... |
| | üretici | breeder. fabricant. fabricator. generating. generator. grower. maker. manufacturer. manufacturing man. producer.... |
| | özelleştirmek | privatize. to privatize.... |
|
|
|
 |
|
 |
|