 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | phenomenal | s. doğal olaylarla ilgili veya bu olaylar kabilinden; olağanüstü, harikulade, hayret verici. phenomenalism i., fels. ... |
| | milter | i. üreme mevsiminde erkek balık.... |
| | evocative | (s.) çağıran, davet eden, uyandıran.... |
| | oblige | (f.) mecbur etmek, zorlamak, zorunlu kılmak, zorunda bırakmak; minnettar kılmak; iyilik etmek, memnun etmek. I am muc... |
| | lock | i. saç lülesi; çoğ. saçlar; bir tutam yün veya pamuk.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | duyusal | sensorial duysal.... |
| | zavallı | poor. miserable. pitiful. helpless. powerless.... |
| | pal | The standard by which TV is broadcast in Europe It has a theoretical maximum resolution of 625 lines Also has an aspect ... |
| | yemleme | feeding. baiting.... |
| | aptalca | stupid. stupidly. silly. foolish. idiotic. crazy. footling. half-baked. ill-considered. inept. foolishly. fatuously. fon... |
|
|
|
 |
|
 |
|