 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | nerve | i. sinir, asap; kuvvet; soğukkanlılık, metanet, cesaret; küstahlık, cüret; gen., çoğ. duyarlık, duysal dayanıklılık ka... |
| | deer | (i). (çoğ. deer) geyik, karaca, (zool). Cervus. deer fly ufak yeşilimsi birkaç çeşit atsineği. deerhound (i). büyük cins... |
| | diphthong | (i)., (dilb). diftong, iki seslinin bir hece halinde kaynaşması.... |
| | undoubted | s. kesin, şüphesiz. undoubtedly z. şüphesiz olarak .... |
| | convey | (f). nakletmek, götürmek, taşımak; geçirmek; ifade etmek; (huk). başkasına terketmek, devretmek. conveyable (s). ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kültürel | cultural.... |
| | pahalı | costly. dear. exclusive. expensive. pricey. rich. sumptuous. swish.... |
| | fariğ | who conveys property. assigner assignor.... |
| | sebze çorbası | vegetable soup.... |
| | zincirlemek | to chain.... |
|
|
|
 |
|
 |
|