 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | calve | (f). buzağı doğurmak, buzağılamak; parçalara ayrılmak (buzul, aysberk); buzağı doğurtmak; parçalara ayırmak, parçalamak ... |
| | re | önek geri, geriye doğru: recall retrace; tekrar, yeniden: readdress, rearm. restate.... |
| | flexible , flexile | (s). bükülebilir, eğrilebilir, esnek; uysal, yumuşak başlı, mülayim; uyabilir, kalıba girer. flexibil'ity (i). eğilme ... |
| | spite | i., f. garez, kin; üzüntü; f. kindarlık etmek, inadına yapmak kahretmek. to spite his face nispet vermek için. in spi... |
| | kedge | f., i., den. tonoz çapasına bağlı yoma ile istikamet değiştirmek; böyle çekilerek yürümek veya çekip yürütmek; i. tono... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | karaya | ashore.... |
| | bulgur | boiled and pounded wheat.... |
| | olabilir | possible. maybe. mayhap.... |
| | kangal | coil. loop. hank.... |
| | pansuman | dressing a wound. dressing for a wound. dressing.... |
|
|
|
 |
|
 |
|