 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | harden | (f.) sertleştirmek, katılaştırmak, pekiştirmek; kuvvetlendirmek; sertleşmek, katılaşmak, pekişmek; kuvvetlenmek; donmak ... |
| | popinjay | i. züppe kimse: papağan şeklinde ok hedefi.... |
| | comprehend | (f). anlamak, idrak etmek, kavramak; kapsamak, içine almak, ihtiva etmek. comprehensible (s). anlaşılabilir, idrak oluna... |
| | enteric | s. bağırsaklara ait. enteric fever bağırsak humması, tifo.... |
| | frigate | (i)., (den). firkateyn, eski tipte bir savaş gemisi; 1400 tonluk modern savaş gemisi. frigate bird çok uzun kanatlı bi... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kamu hukuku | public law.... |
| | falcılık | fortune telling.... |
| | kenef | toilet. bog.... |
| | söylenme | grouch. grumble. murmur.... |
| | ara | Apple Remote Access, a protocol allowing network access from Macintosh systems via dialup Now almost entirely obsolete.... |
|
|
|
 |
|
 |
|