 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | inhumsn | s. insanlık dışı, merhametsiz, şefkatsiz, zalim; kıyıcı. inhumanly z. insafsızca. inhumanity i. insaniyetsizlik.... |
| | blowout | i. patlama (lastik); (argo) eğlenti.... |
| | declaim | (f). belâgatle söz söylemek, inşat etmek; nutuk çekmek. declaim against şiddetle karşı koymak, bağırıp çağırmak.... |
| | laggard | (s.), (i.) tembel, ağır; geri kalan; (i.) ağır hareket eden kimse. laggardly (z.) geri kalarak. laggardness (i.) gecik... |
| | figure | (i). rakam, numara, adet; değer, fiyat; vücut yapısı, endam, boybos; yüz, çehre, sima, gösteriş, görünüş; hal, tavır; ş... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | din | Loud, confused, harsh noise; a loud, continuous, rattling or clanging sound; clamor; roar.... |
| | harp okulu | arp. harp. harp çalmak. israrla belırtmek. durmak.... |
| | tapa | fuze. stopper. plug. wad. bung. cap.... |
| | soldurmak | discolor. discolour. fade. wither. blanch. decolor. decolorize. decolour. decolourize. etiolate. pale. wear.... |
| | edi | Ted , Teddy.... |
|
|
|
 |
|
 |
|