 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | veer | f., den. laçka etmek. veer away halatı laçka etmek. veer and haul laçka ve vira etmek.... |
| | deliver | (f). tevdi etmek, teslim etmek, bırakmak, vermek; kurtarmak, serbest bırakmak; çocuğu almak, doğurtmak; irat etmek, söy... |
| | disagreement | (i). ihtilaf, anlaşmazlık, ayrılık, tutmazlık, mübayenet, uyuşmazlık; çekişme, münakaşa, münazaa.... |
| | preacher | i. vaiz. preaching i. vaız, va'zetme; öğüt. preach'ment i. vaız; va'zetme; can sıkıcı nasihat, uzun ve sıkıcı sözler.... |
| | endless | s. sonsuz, ölümsüz, ebedi; namütenahi, bitmez tükenmez, sonu olmayan endlessly z. durmadan, bitmek tükenmek bilmeksizi... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|