 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | persiflage | i. yazı ve konuşmada lâubalilik önemsemeyiş.... |
| | crisp | (s)., (f). gevrek; kesin, kati; uyanık; temiz, bakımlı, düzenli; serin canlandırıcı (hava); kırışık, buruşuk, kıvırcı... |
| | laid | (bak.) lay laid up biriktirilmiş, ilerisi için saklanmış; hastalık sebebiyle evde veya yatakta; (den.) arması soyulmuş... |
| | cgh | (kıs). Cape of Good Hope.... |
| | fiddler | (i)., (aşağ). kemancı. fiddler crab toprağı eşmek için kullandıgı iri kıskacını keman tutar gibi tutan bir çeşit yengeç... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | şişmek | bloat out. swell. swell out. swell up. become tumid. be puffed up. balloon. belly. bloat. bulge. bulk. distend. expand. ... |
| | zum | zooming.... |
| | şekerli | containing sugar. well-sugared. afflicted with diabetes.... |
| | kökten | fundamental. radical radikal.... |
| | kip | A term sometimes used to represent a unit load of 1,000 lb.... |
|
|
|
 |
|
 |
|