 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | whether | (bağlaç) olup olmadığını; olursa; ise de. I do not know whether he will be here Burada olup olmayacağını bilmiyorum .... |
| | bear | (f). taşımak, kaldırmak; tahammül etmek, dayanmak; üstüne almak; lâyık olmak; etrafa yaymak; aklında tutmak; (meyva) ver... |
| | alumna | (i)., ABD bir okul veya üniversiteden mezun olan kız.... |
| | appearance | (i). görünüş, gösteriş; dış görünüş, zevahir; meydana çıkma, zuhur etme; hadise, olay; (huk). davalı veya davacının ... |
| | table | i., f. masa; sofra, sofraya konan yemek; sofraya oturanların hepsi; düz tepe; özet, hulâsa; tablo, cetvel, çizelge; ta... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|