 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | upon | (edat) üstüne, üzerine, üstünde, üzerinde; -e,-de , ile; vukuunda, hususunda; şartıyle, göre; takdirde. tier upon tier... |
| | culvert | (i). mecra, ark, yolun altından geçen su yolu.... |
| | wondrous | s., z., şaşılacak, acayip, harikulade; z. şaşılacak şekilde. wondrously z. harikulade bir şekilde. wondrousness i. harik... |
| | pamphylia | i., tar. Antalya yöresinin eski ismi.... |
| | coarse | (s). adi, bayağı, kaba; kalın; terbiyesiz; hissiz; işlenmemiş.coarsely (z). kabaca coarenes (i). kabalık; terbiyesizlik.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | farad | Unit of capacitance whereby a charge of one coulomb produces a one volt potential difference.... |
| | adam öldürme | murdering. murder. homicide. manslaughter.... |
| | kuşatılmak | to be surrounded. to be besieged.... |
| | Afganistan | afghanistan.... |
| | kamış | reed. cattail. bamboo. fishing rod. fishing pole. penis. rush. drinking straw. wattle.... |
|
|
|
 |
|
 |
|