 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | kitsch | i. ucuz edebiyat veya sanat, sanat değeri çok düşük edebiyat; dolmuş edebiyatı.... |
| | enfranchise | f. imtiyaz vermek, ayrıcalık tanımak; vatandaşlığa kabul etmek, oy kullanma hakkı tanımak; azat etmek, serbest bırakma... |
| | wagoner | i Büyükayı; Arabacı takımyıldızı.... |
| | tomtit | i. baştankaraya benzer ufak kuş.... |
| | hula | i. Hawaii'de kol hareketleriyle yapılan ve bir anlam taşıyan dans.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | sermayedar | owner or investor of capital. equity owner. magnate.... |
| | met | Having less than the highest number of hydroxyl groups; - - said of acids; as, metaphosphoric acid.... |
| | komedi | comedy.... |
| | cinayet | crime. murder. homicide. felony. foul play. manslaughter. murdrum.... |
| | seksi | sexy. hot.... |
|
|
|
 |
|
 |
|