| English | Türkçe |
| convulse | (f). şiddetle sarsmak. be convulsed with laughter gülmekten katılmak. convulsion (i). ihtilâç, katılma, ıspazmoz. co... |
|
| hemorrhage | (i)., (tıb). kanama. hemorrhagic (s). kanamaya ait.... |
|
| dray | (i). araba veya kızak; yanları sabit olmayan ağır yük arabası. dray horse ağır yük arabasına koşulan kuvvetli beygir.... |
|
| seize | f. tutmak, yakalamak; zaptetmek, müsadere etmek, gaspetmek; kavramak, iyice anlamak; den. sicim sarıp bağlamak; takıl... |
|
| electrical | s. elektrikli, elektriğe ait, elektriksel. electrical engineer elektrik mühendisi. electrically z. elektrik kuvvetiyle... |
|
| reflector | (i.) ayna, yansıtaç, reflektör; aynalı teleskop; ses aksettiren cihaz.... |
|
| diplomat | (i). Dışişleri Bakanlığı memuru, hariciye memuru, diplomat, siyaset adamı; başkaları ile ilişkide incelik gösteren kim... |
|
| parallelism | i. paralel oluş, paralellik, muvazilik; benzerlik.... |
|
| bayonet | (i)., (f). süngü, kasatura; (f). süngülemek. bayonet clutch bayonet kavramı. spade bayonet kazma şeklinde süngü. trowel ... |
|
| seine | büyük balık ağı serpme ağ serpme ile balık avlamak |
|