 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | flux | (i)., (f). seyelân, akıntı; değişme; (fiz). akı; akış, cereyan; denizin meddi; eritici madde; emaye işinde kullanılan ... |
| | asylum | (i) sığınak barinak, melce; himaye, koruma, muhafaza; kimsesiz veya düşkünleri barındıran kurum, yetimhane, düşkünle... |
| | corset | (i). korse.... |
| | disown | (f). reddetmek, inkâr etmek, tanımamak, kabul etmemek, sahip çıkmamak.... |
| | arise | (f). kalkmak, yerinden kalkmak, doğrulmak; zuhur etmek; ortaya çıkmak, doğmak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | hangisi | which one. which of them. which.... |
| | ağır vasıta | heavy duty truck / lorry.... |
| | arkaik | archaic.... |
| | çöpçü | dustman. street sweeper. scavenger. garbage man.... |
| | organik kimya | organic chemistry.... |
|
|
|
 |
|
 |
|