| English | Türkçe |
| bull | i. boğa; diğer bazı hayvanların erkeği; boğa gibi kimse; vurguncu kimse; gaf; A.B.D., (argo) polis; A.B.D., (argo) saçma... |
|
| bound | s. gitmeye hazır, hareket halinde. homeward bound memleketine doğru yola çıkmış veya çıkmak üzere.... |
|
| seventy | (s.), (i.) yetmiş (sayısı) sev entieth (s.) yetmişinci; yetmişte bir.... |
|
| isometric | (s.) ölçü bakımından eşit olan, öIçüleri eşit olan. isometric exercise hareketsiz olarak kasılma ile adale egzersizi. i... |
|
| offbeat | (i.), (müz.), (s.) vurgusuz nota; (s.), ABD, argo olağandışı.... |
|
| ultima | i. kelimenin son hecesi.... |
|
| gambrel | i (at ve benzeri hayva nın) art ayak bileği gambrel roof mim balık sırtı d am, Felemenk çatısı... |
|
| tutu | i. balerinlerin giydiği çok kısa ve kat kat kabarık eteklik.... |
|
| relentless | s. yumuşamak bilmez, şefkatsiz, amansız. relentlessly z. merhametsizce. relentlessness i. merhametsizlik, insafsızlık.... |
|
| thicken | kalınlaştırmak koyulaştırmak bulandırmak sıklaştırmak şiddet lendirmek kalınlaşmak koyulaşmak bu lanıklaşmak sıklaşmak çoğalmak yoğunlaşmak yoğunlaştırmak thickening kalınlaştırma kalınlaşma koyulaştuma koyulaşma koyulaştırıcı şey kalınlaşmış yer veya kısım |
|