 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | earth (1) | (i). dünya yeryüzü, arz; toprak, kara, zemin; bu dünya; dünya halkı; (kim.) nadir toprak alkali metallerinden her biri... |
| | flavor | (i)., (f). Iezzet, tat, çeşni; tat veren şey; lezzetli şey; koku, rayiha; (f). tat veya lezzet vermek. flavoring (i). ... |
| | slub | i., f. (-bed,- bing) eğirmek için hazırlık olarak azıcık bükülen yün veya pamuk; pamuk ipliğinde kalın yer; f. çekip a... |
| | gamete | i, biyol cinsel hücre, gamet... |
| | artiste | (i). sahne sanatçısı, dansöz, şantöz, aktör.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ilintili | related. connected. relevant.... |
| | duy priz | socket with outlets for plugs.... |
| | spot | Lit., being on the spot, or place; on hand for immediate delivery after sale; said of commodities; as, spot wheat. a bus... |
| | haddeleme | rolling. hot working.... |
| | parça parça | fragmentary.... |
|
|
|
 |
|
 |
|