| English | Türkçe | | degrade | (f). alçaltmak, rezil etmek; rütbesini indirmek; derece itibariyle alçalmak, bozulmak. degrading (s). alçaltıcı, haysiye... |
| | wavelength | i. dalga uzunluğu, dalga boyu.... |
| | bashibazouk | (i).,(t). başıbozuk.... |
| | gross | (i.) on iki düzine, yüz kırk dört adet; brüt; küme, hepsi, bütünü. in gross toptan, bütünüyle. by the gross pakette yü... |
| | peace | i. huzur, sükun, rahat; barış, hazar, sulh, selâmet; asayiş; sukunet; barış anlaşması; barışma, uzlaşma; iç huzuru. Pe... |
| | amplitude | (i). bolluk, genişlik.... |
| | flank | (i)., (f). böğür; yan taraf; (ask)., (den). cenah, kanat; tabya koltuğu; (f). cenahını muhafaza veya takviye etmek, ce... |
| | lifeguard | i. plajlarda boğulma tehlikesinde olanların imdadına yetişmeye hazır özel memur.... |
| | unseasoned | s. baharatsız; olgunlaşmamış; yaş (tahta).... |
| | presentiment | önsezi |
|
|