| English | Türkçe | | vail | i., f., (eski) çıkar; bahşiş; f., (eski) işe yaramak, faydası olmak.... |
| | tingle | f., i. (tokat, uyuşukluk veya soğuktan) yanıp acımak, sızlamak; i. yanıp aclma, sızlama; karıncalanma.... |
| | interregnum | (i.) ((çoğ.) -na, -nums) iki hükümdar devresi arasındaki hükümdarsız devre; hükümetin kanunen çaIışamadığı devre.... |
| | cloud | (i). bulut; duman veya toz bulutu; leke. cloudburst (i). sağanak. cloud-capped (s). bulut ile kaplanmış (dağ tepesi). cl... |
| | sainthood | i. kutsilik, evliyalık; azizler, evliyalar.... |
| | bend | i. kıvtılma, kıvrılış, kıvrım; dirsek; kavis; inhina; dönemeç, viraj; den. bağ, düğüm.... |
| | tryst | i. buluşma sözü, randevu; buluşma yeri.... |
| | extensile | (s). uzatılabilir, uzatılması mümkün.... |
| | bishopric | i. piskoposluk rütbe, görev ve bölgesi.... |
| | uzbekistan | Özbekistan |
|
|