 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | jolly | f. gönlünü yapmak tatlı sözle kandırmak; neşelendirmek; eğlenmek, alay etmek; takılmak.... |
| | barcarolle | (i)., (müz). Venedik gondolcularının şarkısı; bu tarzda yazılmış parça.... |
| | overpass | i., f. üst geçit; üstten geçen yol; f. üstünden geçmek; geçmek, üstesinden gelmek; görmezlikten gelmek.... |
| | jukejoint | A.B.D., (argo) içki içilen ve dansedilen meyhane veya bar.... |
| | cirriped | (i)., (zool). muhtelif cisimlere yapışarak denizde yaşayan kabuklu bir hayvan; kıvrıkbacaklar familyasından bir hayvan.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | denetlenmek | to be inspected. to be supervised. to be audited.... |
| | salt | Sesame Seed Shortening Short Paste Silicone Paper Sodium Stearoyl-2-Lactylate Specific Gravity Specific Heat Specific Vo... |
| | limon suyu | lemon juice.... |
| | ozan | poet. bard.... |
| | çalışma saati | working hour. study hour.... |
|
|
|
 |
|
 |
|