 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | bathos | (i). üslüpta gülünç bir şekilde yüksekten düşme; herkesce söylenmiş ve adi konulan işleme.... |
| | geostatic | s. arz küresinin içindeki tazyikler ile ilgili.... |
| | triton | i., Yu. mit. yarısı adam yarısı balık olan deniz mabudu; k.h., zool. boru şeklinde bir çeşit deniz salyangozu veya bu... |
| | peasant | i. köylü, rençper; k.dili budala kimse. peasantry i. köylüler, köylü takımı.... |
| | reft | (bak.) reave.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | deniz yolu | sea lane / road / route.... |
| | ucuzlamak | cheapen. to get cheap. go down in price. to become cheaper. to cheapen. to come down.... |
| | gözetleme | observation. spy. lookout.... |
| | sorumsuzluk | irresponsibility mesuliyetsizlik.... |
| | jig | A device which holds work or pieces of materal in a certain position until rigidly fastened or welded during the fabrica... |
|
|
|
 |
|
 |
|